Başkan Tugay: Sihirli kelime, verimlilik

Eki 26, 2026 - 15:28
 0  5k
Başkan Tugay: Sihirli kelime, verimlilik

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde düzenlenen “COP31’e Doğru: Yerel İklim Eylemi Politika Diyaloğu” programında konuştu. İklim krizine karşı karbon emisyonunun azaltılması ve kentlerin mevcut iklim koşullarına karşı dirençli hale getirilmesi gerektiğini vurgulayan Tugay, gerçekçi eylem planlarının önemine dikkat çekti. İklim krizinin yalnızca mevzuat ve finansman konusu değil, bir kültür konusu olduğunu belirten Tugay, iklim krizine karşı sihirli kelimenin “verimlilik” olduğunu söyledi. 

Dünya Yerel Yönetim ve Demokrasi Akademisi Vakfı (WALD), Birleşmiş Milletler, Sıfır Atık Vakfı, COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu ve UCLG-MEWA iş birliğinde, COP31 sürecine katkı sunmak amacıyla Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde “COP31’e Doğru: Yerel İklim Eylemi Politika Diyaloğu” programı düzenlendi. Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği Başkanı ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Üst Düzey Belediye Başkanları Oturumu’nda “İklim Eylemi için Yerel Liderlik ve Çok Düzeyli İklim Yönetişimi” başlığında konuştu. İklim krizine karşı geliştirilmesi gereken politikalara ilişkin değerlendirmelerde bulunan Başkan Tugay, karbon emisyonunun azaltılması ve iklim krizinin etkilerine karşı dirençli şehirler oluşturma çalışmalarının önemine değindi. İklimin her şeyden önce bir kültür konusu olduğunun altını çizen Başkan Tugay, sihirli kelimenin ise “verimlilik” olduğunu vurguladı. 

“Karbon emisyonunu azaltmalı ve dirençli şehirler oluşturmalıyız”
Konuşmasında iklim krizine karşı iki önemli görevi işaret eden Başkan Tugay, “Biri karbon emisyonunu azaltma, ikincisi iklim krizi kaynaklı problemlere karşı şehirlerimizin uyumunu sağlamak ya da başka bir anlamıyla dirençli şehirler oluşturmak. Karbon emisyonunu azaltmak için bir şeyler yapmamız lazım ama bir de yaşadığımız çok fazla sorun var; bunlarla ilgili de bir adaptasyon programımızın olması lazım. Bugün sihirli bir değneğimiz olsa ve karbon emisyonunu sıfırlasak bile mevcut karbonun ve onun sebep olduğu ısınmanın etkilerinin geri dönmesi için kimileri 30, kimileri 50 yıl gerektiğini söylüyor. Ben 59 yaşındayım. Bu, benim için iklim krizinin bitme ihtimali yok demektir. Bizim gibi yaşlarda olan herkes için aynı durum geçerli. Biz artık bu şartlarda yaşamayı öğrenmek ve gerekeni yapmak zorundayız” diye konuştu. 

“Mutlaka gerçekçi eylem planlarımız olmalı”
İklim krizine insanların sebep olduğunu ifade eden Başkan Tugay, “Fosil yakıtların kullanımıyla beraber 150 yılda dünya bu hale geldi ve bundan biz sorumluyuz. Aşırı tüketerek de ürettiğimiz atığı doğru yönetemeyerek de biz sorumluyuz. Madem bu dünyayı biz bu hale getirdik, bizden sonraki nesiller ve dünyadaki tüm canlılar için mutlaka karbon emisyonu azaltım programlarını uygulamalıyız. Ancak yerel yöneticilerin daha öncelikli görevi; şehirleri, insanları, doğayı mevcut şartlarıyla iklim krizinin etkilerine hazırlamak ve adaptasyon programı uygulamaktır. Ne durumda olduğumuzu net görmeliyiz, mutlaka gerçekçi eylem planlarımız olmalı. Sürdürülebilir enerji iklim eylem planları, yeşil şehir eylem planları, ulaşım planları gibi tüm çalışmalara içselleştirilerek başlanması gerektiğini düşünüyorum. Bunların mutlaka katılımcı süreçlerle hazırlanması gerekiyor” değerlendirmesinde bulundu. 

“İklim, bir kültür konusudur”
İklim, iklim bilinci, iklim krizini önlemek ya da mevcut iklim krizi şartlarıyla birlikte yaşamak konusunun, bir mevzuat konusu ya da para konusu olmadığına dikkat çeken Başkan Tugay, iklimin en önce bir kültür konusu olduğunu söyledi. İnsanların, sivil toplum kuruluşlarının, özel sektörün, üniversitelerin, kamu kurumlarının, yerel yönetimlerin, merkezi hükümetin oluşturduğu bir kültürden bahsettiğini kaydeden Başkan Tugay, “Her bir insanımıza düşen görevler var ama bu işi yönetenlere de düşen önemli görevler var. Sadece yönetenlerin vereceği kararlarla bunların düzeleceğini düşünmek de gerçekçi değil. Vatandaşların aktif olarak parçası olduğu çalışmalar yapmamız gerekiyor" dedi. 

“Yatırım-fayda dengesini çok iyi gözetmeliyiz”
İklimle ilgili konuşmalarda su, gıda, enerji başlıklarını hiçbir zaman unutmamak, bu başlıkların birer kriz olarak önümüze çıkacağını hatırlamak gerektiğini kaydeden Başkan Tugay; dünyayı, toprağı, ekosistemi uzun vadeli korumak için sorumlulukların olduğunu belirtti. İklim konuşulduğunda genelde finans konusunun öne çıktığını ifade eden Başkan Tugay, “Yatırım için, projeler için paraya ihtiyaç var; doğru. 2040’a kadar dünyada yapılması gereken altyapı yatırımları için toplam 106 trilyon dolar gerektiği söyleniyor.  Biz de İzmir’de karbon nötr olmamız için bir hesap yaptık ve 20 milyar dolar çıktı. Bunlar çok büyük paralar. Kimsenin bunun altından kalkabilmesi mümkün değil. Yerel yöneticilere düşen sorumluluk, projelerimizi önceliklendirirken fizibilitesini, verimliliğini, yatırım-fayda dengesini çok iyi gözeterek yapmak. Yatırım bankaları büyük ölçekli projelere finansman sağlama eğiliminde. Oysa yerel yönetimlerin çoğu da küçük veya orta ölçekli projeler hazırlama eğiliminde. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile İLBANK’ın SURFF adlı Türkiye’de çok yeni bir girişimi, platformu var. Burada hem yerel yönetimlere proje hazırlamada destek olunacak hem de ülkeler platformuyla yatırım bankalarının doğru şekilde görmesi sağlanacak. Bu, yerel yöneticiler için bence çok önemli bir fırsat” dedi. 

“Sihirli kelime: Verimlilik”
Konuşmasında, “verimlilik” vurgusu yapan Başkan Tugay, şöyle konuştu: “Bizler yeni enerji yatırımları ya da su yatırımları için kaynak arıyoruz ama ben sihirli kelimenin ‘verimlilik’ olduğunu düşünüyorum. Yerel yönetimlerin önce kendi kurumlarıyla ve şehirdeki tüm ilgili kurumlarla beraber enerji verimliliği üzerine çalışması lazım. Enerjiyi en fazla tüketenler sanayicilerdir ve sanayicilerle oturulması lazım, sanayicilerle enerji verimliliği konusunda çalışılması lazım. Su verimliliği konusunda da mutlaka çiftçilerle çalışılması lazım. Biz bu konuda İzmir’de çok yoğun çaba gösteriyoruz. Çiftçilerimizin daha iyi sulama teknikleriyle daha verimli su kullanımlarını sağlamak için çok fazla destek sağlıyoruz. Yerel yönetimlerin enerji ve su verimliliğinin mutlaka yoğun çalışması gerekiyor. SURFF ile beraber yapması gerekiyor ve mutlaka katılımcı bir yönetim anlayışıyla yapması gerekiyor. İzmir’de her ilçede ayrı bir vatandaş meclisi ve onlardan da bir il vatandaş meclisi oluşturduk. Gençlik meclisi, kadın meclisi var ve bunlar sadece iklim için… Buraların çok olumlu sonuçları olacağına inanıyorum.”

“Kuraklık, aşırı sıcaklar, stres”
İklim krizini anlamak için önce işin ciddiyetini anlamak gerektiğini kaydeden Başkan Tugay, “İşin ciddiyetinin ne olduğuna dair sonuçları aslında herkes yaşıyor. Kuraklık en ağır ve keskin problemlerden biri. Sıcaklık dalgaları ile beraber yaşanan büyük orman yangınları var. Tarım yapan insanlar anormal iklim şartlarından dolayı aşırı stres altında. Şehirdeki insanlar da iklim krizinin dolaylı etkilerini yaşıyor. Özellikle Orta Avrupa, hayatında görmediği kadar aşırı sıcak hava dalgalarını gördü. O kadar hazırlıksızlardı ki klima sistemleri yeterli değildi. Tam rakamı hiç kimse bilmiyor ama çok sayıda insan aşırı sıcak hava dalgaları nedeniyle hayatını kaybetti. Aynı şey dünyanın her tarafında yaşanıyor. Hava kirliliğini de bununla bağlantılandırabiliriz. Toplumun artan stresini de kesinlikle küçümsememek gerekir” sözlerine yer verdi. 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Tepkiniz Nedir?

Beğen Beğen 0
Beğenmedim Beğenmedim 0
Sevgi Sevgi 0
Komik Komik 0
Kızgın Kızgın 0
Üzgün Üzgün 0
Vay Vay 0